Haziran 2026

Dokunduğu her şeyi güzelleştiren bir stil sihirbazı: Mert Aslan

Haziran

“STİL YALNIZCA GİYDİKLERİNİZDEN İBARET DEĞİL; TAVRINIZ, KOKUNUZ, EĞİTİMİNİZ VE YAŞAM GUSTONUZDUR.”

M

ert Aslan ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; ALL dergisinde başlayan kariyer yolculuğundan adL ve Ninon markalarıyla yakaladığı global başarılara, gerçek stilin şifrelerinden ilham kaynaklarına kadar modaya dair merak edilen her şeyi konuştuk.

Röportaj: Bahar Kader

ALL dergisinde başlayan kariyerinizden Harper’s Bazaar ve Elle gibi moda dünyasının en güçlü yayınlarına uzanan yolculuğunuzda sizi dönüştüren en büyük kırılma neydi?
Aslında hayatımdaki en büyük kırılma, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler okurken; çocukluğumdan beri içimde taşıdığım şarkı söyleme tutkusuyla rahmetli Meral Okay’la tanışmam oldu. O dönem tek hayalim Sezen Aksu’yla tanışıp onun dünyasının bir parçası olmaktı. Meral Okay ise beni bu tutkudan nazikçe uzaklaştırıp, moda dergiciliğini öğrenmem için kendimi ALL dergisinin kurucu ekibinin tam ortasında bulmamı sağladı. Bundan tam 20 yıl önce. Sonrasında ise Elle, Harper’s Bazaar ve Marie Claire gibi dergilerde, yayıncılığın “altın çağında”, muhteşem ekipler ve çok güçlü yöneticilerle çalışma şansı buldum.

Moda editörünün estetik bakış açısı hayata ve insanlara dair nasıl bir okuma biçimi öğretti?
Mesleğimi her zaman “dokunduğum her şeyi güzelleştirme çabası” olarak tanımladım. Bu yalnızca bir moda çekimi kurgularken, bir ünlüyü giydirirken ya da bir yazı yazarken değil; bir masa kurarken, seyahat planlarken hatta sevdiklerime küçük sürprizler hazırlarken bile hayatımın merkezinde olan bir duygu. Sanırım ben her zaman bir şeylerin en güzel versiyonuna ulaşmaya çalışıyorum.

Yıllardır moda dünyasının içinde olan biri olarak bugün “gerçek stil” ile “trend” arasındaki farkı nasıl tanımlıyorsunuz?
Trendler, bugün içinde yaşadığımız tüketim kültürünü besleyen en güçlü kavramlardan biri. Moda severlere her sezon neyi sevmesi gerektiğini söyleyen tarafı temsil ediyorlar. Gerçek stilin ise trendlerle doğrudan bir ilişkisi olduğuna inanmıyorum. Stil; kim olduğunuzla, ne hissettiğinizle, kim olmak istediğinizle ve kendinizi ortaya koyuş biçiminizle ilgili. Elbette kıyafetlere ve aksesuarlara ihtiyacımız var; tıpkı bir tiyatro oyununda ya da filmde kostümün karakter yaratmadaki gücü gibi. Ama stil yalnızca giydiklerinizden ibaret değil. Tavrınız, hareketleriniz, kokunuz, eğitiminiz, entelektüel birikiminiz ve yaşam gustonuz da stilinizi besliyor. Ancak o zaman gerçekten özgün ve kalıcı bir stilden söz edebiliriz.

Haziran

Hazırladığınız moda çekimlerinde sizi en çok heyecanlandıran şey; kıyafetler, hikâye yaratımı mı yoksa ortaya çıkan duygu mu?
Ben her zaman moda çekimlerimde yaratmayı sevdiğim kadınlardan ilham aldım. Dergideki moda hikâyesine bakan kadının, oradaki kadına dönüşmeyi arzulaması benim için çok önemliydi. Tavrı, bakışı, duruşu… Elbette bir moda tutkunu olarak beni heyecanlandıran sayısız kıyafet, mücevher ve ayakkabı oldu. Çoğu zaman o ayakkabıyı giyen kadının hikâyesini zihnimde kurguladığımı hatırlıyorum.

Dergilere kapak çekimleri yaptığınız dönemlerde bugün hâlâ unutamadığınız ya da kariyerinizin dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz bir çekim var mı?
Geçen 20 yıl boyunca pek çok ünlü isim ve modelle çalışma şansı buldum; dolayısıyla unutamadığım anı da çok fazla. Ama özellikle söylemeliyim ki Burcu Esmersoy ve Serenay Sarıkaya, kariyerim boyunca birlikte çalışmaktan en keyif aldığım isimler oldular.

adL ile gerçekleştirdiğiniz uzun soluklu iş birlikleri artık Türkiye moda tarihinde özel bir yere sahip. Bu kadar uzun süre aynı heyecanı korumanın sırrı ne?
Night Zoom Mert Aslan Koleksiyonu bu sezon 12. yılını geride bıraktı ve 24. sezonumuz satışa çıktı. Sanırım bu heyecanı korumanın sırrı; birbirini gerçekten anlayabilmek, ekip olmanın değerini bilmek ve birlikte hayal kurmaktan hiç vazgeçmemek. Her sezon bir öncekinden daha iyisini yaratmak için büyük bir tutkuyla çalışıyoruz. Başta Zehra Işık olmak üzere birlikte çalıştığım ekibin gerçek bir aile gibi olması da bu yolculuğun en kıymetli tarafı.

Koleksiyonlarınızda gördüğümüz güçlü, özgüvenli ve zamansız kadın tavrı, başladığınız günden günümüze nasıl evrildi?
Açıkçası çok değişmedi. Trendlerin peşinden koşmayı sevmesem de zamanın ruhunu yakalamak adına gözüm her zaman açık. Zamansız ama aynı zamanda modern silüetler yaratmayı seviyorum. Renk ve desen konusunda ise moda editörlüğünden gelen bir alışkanlıkla oldukça cesurum. Bana göre zamansız olmak; sıkıcı, risksiz ya da fazla güvenli olmak anlamına dememeli. Farklı stillerdeki kadınların aynı koleksiyonda kendilerinden bir parça bulabilmesi, doğru yolda olduğumuzu hissettiriyor.

Moda dünyasında algoritma ile beraber her şey hızla tüketiliyor. Sizce bugün kalıcı olmak için ne yapmak gerekiyor?
Ben kalıcı olmaktan çok iz bırakmaya inanıyorum. Aslında stil dediğimiz şey de biraz bu değil mi? Algoritmanın hızına kapıldığınızda, bir noktadan sonra doğruyla yanlışı ayırt etmek zorlaşıyor ve yalnızca onun istediği şeyleri üretmeye başlıyorsunuz. Oysa gerçekten özgün ve güçlü bir stilin iz bırakmaması mümkün değil.

Haziran

Ninon markasının doğuş hikâyesi nasıl başladı? O ilk fikrin gerçekten güçlü bir markaya dönüşeceğini hissetmiş miydiniz?
Bir moda editörü olarak her zaman mücevher ve aksesuar kullanmayı çok seven biri oldum. Aslında Ninon fikri ilk ortaya çıktığında, çekimlerde kullanmak üzere gösterişli, renkli ama pratik bir koleksiyon yaratmayı düşünüyordum. Beyaz bir gömlekle ya da gri bir kaşmir kazakla bile tüm görünümü değiştirebilecek 3-4 modelle başladık. Ama daha ilk anda o kadar sevildi ve benimsendi ki, bu kadar güçlü bir markaya dönüşeceğini açıkçası hayal bile etmemiştim.

Bella Hadid, Taylor Swift ve Katy Perry gibi dünya yıldızlarının Ninon tasarımlarını kullanması sizde nasıl bir his yarattı?
Hem büyük bir heyecan hem de gurur hissettim. Ama bir yandan da daha iyisini yaratmak için beni cesaretlendirdi. Özellikle Alev Ebüzziya’dan ilhamla tasarladığımız “Amphora” küpenin, Critics Choice Awards’da Viola Davis tarafından takıldığı anı unutamıyorum.

Ninon’un estetik dili; ihtişam ve dramaya övgüsü çok seviliyor. Yeni koleksiyondaki referanslarınız neler oldu?
Aegean Dream, son üç sezondur büyüyerek gelişen bir koleksiyon. İlhamını Ege’den, mitolojiden, Mavi Yolculuk’tan ve çocukluğumun geçtiği bahçelerden alıyor. 2026 yazında ise koleksiyonun ilham panosunda Assos’tan Efes’e, Bodrum’dan Patmos’a uzanan rüya gibi bir yaz yolculuğu var.

Mica Ertegün’ün zamansız etnik stiliyle Lee Radziwill’in çabasız ama ihtişamlı zarafeti koleksiyonun ruhunu şekillendiriyor. Alev Ebüzziya Siesbye, Etel Adnan, Ahmet Doğu İpek ve Nermin Kura’nın sanatsal disiplinleri bize sınırsız bir ilham alanı açarken; Claude Lalanne, Mithe Espelt ve Line Vautrin’in formları koleksiyonun silüetlerini belirliyor.

Robert Goossens’in Yves Saint Laurent için yarattığı kolyeler, Fulco di Verdura’nın ikonik cuff’ları ve 70’lerin Cartier sigara kutuları ilham panosunda kendine yer buluyor. Yves Saint Laurent’in 1993 İlkbahar/Yaz Haute Couture koleksiyonundaki floral elbise ile Dries Van Noten’in bahçeleri ise koleksiyona romantik bir katman ekliyor.

Haziran

Türkiye’den çıkan bir moda markasının global görünürlük kazanması hâlâ zor mu?Sizce bizi dünyaya taşıyacak en önemli şey ne olabilir?
Küresel ölçekte rekabetin giderek yoğunlaştığı günümüz moda endüstrisinde, markalar için sürdürülebilir büyümenin en kritik unsuru güçlü bir farklılaşma stratejisi oluşturabilmek. Ancak asıl zorluk yalnızca özgün bir marka kimliği yaratmak değil; aynı zamanda uluslararası ölçekte görünürlük sağlayarak seçkin satış noktalarında kalıcı şekilde konumlanabilmek.
Özellikle kur dalgalanmaları; üretim, lojistik ve pazarlama maliyetleri üzerinde ciddi baskı yaratırken, ihracat gelirleriyle operasyonel giderler arasındaki dengenin korunmasını da zorlaştırıyor. Bu durum, ölçeklenme sürecindeki bağımsız tasarım markaları ve yaratıcı endüstriler açısından finansal sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen önemli bir risk unsuru haline geliyor. Bu nedenle yüksek katma değer üreten yerel tasarım markalarının küresel pazarlarda daha güçlü rekabet edebilmesi adına; devlet desteklerinin, ihracat teşviklerinin ve yaratıcı endüstrilere yönelik finansal mekanizmaların daha kapsayıcı ve etkin biçimde yapılandırılması büyük önem taşıyor.

Yıllardır moda, stil ve görselliğin merkezinde yaşayan biri olarak estetik dışında hayatınızda vazgeçilmez olan şey nedir?
Ailem ve doğa.

Bugünkü Mert Aslan geçmişteki genç haline tek bir tavsiye verebilseydi bu ne olurdu?
İnandığın şeyler için mücadele etmekten vazgeçme.

İsminizin yıllar sonra moda dünyasında nasıl hatırlanmasını isterdiniz?
Dokunduğum her şeyi nasıl güzelleştirdiğimi hatırlasınlar.

Çerezler