Mayıs 2026

Cem Akoğlu geçmişi günümüze taşıyor

Mayıs

“EVDE ANSİKLOPEDİYLE BÜYÜYEN ÇOCUKLARDAN BİRİYİM.”

C

em Akoğlu çok yönlü tarihçilerden. Yaptığı araştırmalar, yazdığı kitaplar dışında belgeseller hazırlayıp, çekiyor ve geçmişi günümüze taşıyor. Akoğlu bir bellek arşivcisi; saklı olanın peşine düşüyor ve farklı perspektiflerden bakıyor. Tarihi hafıza ve sanatla yan yana işlerken, insanlığın köklerini günümüzde tarafsız bir bakış açısıyla anlamaya davet ediyor. Cem Akoğlu ile hem mesleğini hem üretim sürecini hem de tutkunu olduğu Speedster teknelerini konuştuk.

Röportaj: Bahar Kader

En son Netflix’te izlediğimiz “Saklı İstanbul” belgeselinizde şehrin hiç bilmediğimiz tarihinde yolculuğa çıktık. Bu belgeselin hazırlık aşamasında nasıl bir yol haritası belirlediniz?
Belgesel projelerinde ön hazırlık denilen masa başı çalışmalar en az saha çalışmaları kadar önemli. Bu nedenle her iki sezonda da hayli uzun bir süre proje danışmanlarımız olan sanat tarihçisi ve mimar akademisyenlerle İstanbul’un tarihî katmanlarını en iyi şekilde yansıtacak mekânları ve bunların projede işlenmesi gereken önemli noktalarını değerlendirdik. Tabii kimi zaman sahaya çıkınca bazı tarihî alanları, İstanbul’un yeraltında kalmış saklı katmanlarını yeterince yansıtmadığını düşünerek elemek zorunda kaldık. İlk sezonda daha çok ikincil rota denebilecek tarihsel/arkeolojik açıdan önemli ama İstanbul’a gelen yerli ve yabancı turistlerin gezi planlarında fazla yer almayan tarihî yapıları gösterdik. İkinci sezonda ise görsel olarak daha görkemli ve İstanbul’un belki de en önemli tarihî ve turistik noktalarının daha önce görülmemiş ‘saklı’ bölümlerini ezberlenmiş anlatımların dışına çıkardık. Bu noktaların tarihini, sanat ve arkeoloji ile önemlerini bilimsel verilerle inceledik. Tabii, sahaya çıkıp bunların görsel olarak seyirciye nasıl sunulacağı konusu had safhada değerli olduğu için yönetmen ve görsel yönetmenin mekânları ziyaret ettikten sonraki görüşü ve onların bu tarihî yapıları özümsemesi de proje açısından hayli can alıcıydı. Ayrıca yine yeraltı yapılarının gösterilmesiyle ilgili aşılacak zorluklar çekimlerden önce belirlenerek giderildi.

Bugünlerde ayrıca yeni kitabınız yayınlanacak, tebrik ederim öncelikle. Tarih severleri nasıl bir okuma bekliyor?
Çok teşekkür ederim. “Saklı İstanbul” belgeseliyle ilgili çıkacak kitap, aslında yayınlanan belgesel kadar önemli; hatta basılı eserlerin ‘en azından çağımızda’ kalıcılığı daha fazla olduğu için belki daha da önemli, bu açıdan bende farklı bir heyecan yaratıyor. Kitap, iki sezon boyunca gösterilen yerlere ve buradaki tüm bilgilere odaklanırken belki bölümlerin süreleri içinde kurguda kaybolmuş veya seyirciyi boğmamak açısından verilmemiş önemli tarihî ve arkeolojik detayları da içerisinde barındıracak. Fotoğraf, arşiv görüntüleri ve illüstrasyonlarla görsel açıdan hayli zengin olacak. Kitabı okurken sanki o mekân ve o yapının içinde geziyormuş hissi verecek bir dil tercih ettik.

Mayıs

Sizi tanıyanlar kişisel yolculuğunuzu biliyor. Yeni tanışacak okuyucular için tarih merakınız nasıl başladı ve serüveniniz nasıl ilerledi?
Evin içinde ansiklopediyle gezen çocukları bilirsiniz, belki de hem ailemin hem de çocukken yaşadığım çevrenin etkisi sonucu ben de o çocuklardan biriydim. Yine bilginin kendisi ve güçlü bir bellek büyüdüğüm çevrede hayli itibar edilen kavram ve yeteneklerdendi. Küçük yaşlardayken diğer bir şansım ise nereye tatil gidilse yakınındaki ören yerlerini ve müzeleri ailece ziyaret etmemizdi. Geriye baktığımda tüm bunların özellikle sosyal bilimlere karşı ciddi bir merakımın oluşmasını sağladığını düşünüyorum. Okuduğum ortaokul ve lisenin tarihî yapılarla dolu Galata’da olması ise yine bu alana yönelmemde önemli bir rol oynadı. Hatta 11 yaşında yeni okuluma başlarken Bankalar Caddesi’ni görüp anneme, “Niye burada oturmuyoruz?” diye sormuştum. Devamı ise okuduğum kitaplar ve akademide tanıştığım insanlarla adeta çorap söküğü gibi geldi.

İstanbul’da en sevdiğiniz tarihî noktalar nereleri ve neden?
Ayasofya’dan Sultanahmet Meydanı’nın güney ucuna doğru uzanan alandaki tüm yapı ve eserleri defalarca ziyaret etmeme rağmen her zaman gözüme yeni bir şey çarpar ve onu araştırmak isterim, bu anlamda birçok İstanbullu gibi aslında en sevdiğim tarihî noktalardan birisi bu bölge… İstanbul kara surları da yine en sevdiğim tarihî noktalardan, büyük bir şans ki modernleşme sürecimiz Avrupa’ya göre geç başladığından, bu dev tahkimat yapısı Avrupa’daki diğer büyük tarihî kentlerin surlarıyla aynı makus kaderi paylaşmamış ve sökülmemiştir. Tüm görkemiyle ayakta olan bu surlar her detayında bir tarih sunuyor.

İstanbul’da bir günü turist gibi gezecek olsanız, ilk beş durağınız nereler olurdu?
Aslında hep “Bir yabancı turist olarak İstanbul’a gelsem nerede kalır ve üç günümü nasıl geçiririm? diye düşünmüşümdür. Büyük ihtimalle Sultanahmet’te tarihî geçmişi olan bir otelde kalır, yürüyüşle gezilebilecek alanları keşfetmeye çalışırdım. Tabii ki Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Arkeoloji Müzesi listenin en başında yer alırdı. Özellikle Süleymaniye Camii ve çevresini gezmek yine öncelikli hedeflerimden biri olurdu. Bunun dışında Osmanlı’nın sahil saraylarını ve Boğaz’ın eşsiz coğrafyasını keşfetmek için nitelikli bir Boğaz Turu’na katılırdım. Kariye, Molla Zeyrek Camii ve Karaköy’deki Arap Camii de İstanbul’un tarihini anlamak için eklenebilecek önemli duraklar olurdu.

Tarih odaklı seyahatler çok popüler. Gitmeyi sevdiğiniz global destinasyonları bizimle paylaşır mısınız?
Geçmişten beri önceliğim doğa güzelliklerini görmekten ziyade mimari, tarihî eserler ve sanat eserleri gibi insan yapımı olan güzellikleri görmektir. Tıpkı İstanbul gibi gezmekten hiç sıkılmayacağım ve defalarca gitsem de yeni şeyler göreceğimden emin olduğum kent Roma’dır. Burada da sürekli yeni restorasyonlar ve düzenleme çalışmalarıyla yeni ziyaret alanları açılmakta. Bunun dışında Venedik’in gölgesinde kalmış birbirlerine yakın Padova-Mantova-Verona gibi kasabalar yine gitmeyi sevdiğim noktalardan. Aynı bölgede Brenta Nehri’nde yapılacak bir tekne gezisi, Boğaz Turu kadar olmasa da keyifli bir yolculuktur. Nehir boyunca geçmişte Venedik’in soylularına ve büyük tüccar ailelere ait muhteşem villalar bulunuyor. Yine İtalya’dan olacak ama Cefalu, Palermo ve Taormina gibi kentlere ev sahipliği yapan Sicilya Adası sadece yazları ziyaret etmek için değil, tüm yıl tarihî güzellikleri görmek için harika bir destinasyon. Bunun dışında sadece birkaç tabloyu veya tarihî eseri görmek için bile Avrupa’daki küçük kentleri ziyaret ederim.

Mayıs

Siz aynı zamanda ikonik Speedster teknelerinin de Türkiye distribütörlüğünü yapıyorsunuz. Bu alandaki yatırımınız nasıl başladı?
Denize ve deniz araçlarına ilgim tıpkı tarih gibi çocukluk yaşlarımda başladı. Sabahları balıkçı teknelerinin motorlarından gelen sesler bir müzik gibi kulaklarımı keyifle doldururdu. Yine Adalar bir cazibe noktasıydı benim için. Tabii, yaşla beraber bu ilgi hobiden bir işe dönüştü. Avrupa’da bir tekne fuarında gördüğüm Venus Speedster tekneye, belki klasik araçlara olan ilgimle de adeta vuruldum ve bunun Türkiye’de temsil edilebilmesi için 2020 yılında üretici firmayla irtibata geçtim. Hemen sonrasında başlayan COVID 19 pandemisiyle, ne yazık ki, bu girişimi rafa kaldırmak zorunda kaldım. Ticaret hayatının tüm dünyada tekrar toparlanmaya başladığı 2023’te ise projeyi tekrar yürürlüğe sokarak Venus Speedster teknelerinin Türkiye distribütörlüğünü aldım.

Speedster tekneleri Netflix’in “Enfes Bir Akşam” dizisinde izlediğimizde İstanbul’a yeniden aşık olduk. Bu teknelerle günlük hayatta nerelerde karşılaşılabiliriz?
“Enfes Bir Akşam” dizisinde teknemizin rol alması, bu ürünün gereken iltifatı görüyor olması açısından beni çok memnun etti. Diziyle beraber sadece Türkiye’de değil Netflix’in bulunduğu tüm ülkelerde görünür olması da aynı şekilde. Speedster’ı senaryoda köklü bir ailenin çocuğu rolündeki karakterin kullanması yine teknenin isabetli bir şekilde tanıtımını sağlamış oldu. İstanbul’un en başarılı karma gayrimenkul projelerinden olan Haliç kıyısındaki bir otelde veya Boğaz’da seyre çıkmış Speedster teknelerimizle günlük hayatta rahatlıkla karşılaşabilirsiniz. Ülkemizin en önemli doğal güzelliklerinden olan Göcek’te veya dünyada özellikle lüks yaz turizminin noktalarından birine dönüşen Bodrum’un koylarında Speedster’ı çokça görebilirsiniz.

Tarihçi kimliğinizle tarih okumayı seven okuyuculara hangi kitapları önerirsiniz?
Bugün yaşadığımız dünyanın nasıl şekillendiğini anlamak için Eric Hobsbawm’ın dörtleme şeklindeki “Çağlar” serisini tarihe merakı olan ve biraz da bu alana başlangıç seviyesinde ilgi duyan tüm okuyuculara öneririm. Anglosakson dünyanın şu an için belki de en ünlü tarihçilerinden olan Niall Ferguson’un birçok kitabı YKY tarafından Türkçe’ye çevrilerek yayınlandı. Popüler tarih meraklıları ise Simon Sebag Montefiore’nin Türkçeye kazandırılmış birçok kitabını rahatlıkla okuyabilir. İkinci Dünya Savaşı meraklıları ise henüz Türkçe’ye çevrilmemiş olan Richard J. Evans’ın “Third Reich” üçlemesini mutlaka okumalı.

Son olarak, sizce yakın dönemde popüler hale gelecek destinasyonlar nereler olacak?
Roma, Venedik, Paris, Londra ve hatta Tokyo gibi öne çıkan destinasyonlar artık ne yazık ki özellikle yüksek sezonda aşırı kalabalık oluyor, bu nedenle seyahate çıkacak olanlar benzer deneyimler yaşayacakları ikincil rotalara yönlerini çevirmeye başladı bile. Gastronomisiyle öne çıkan şehir ve bölgeler popüler destinasyonlara dönüşecek. San Sebastian, Bilbao gibi kentlere ev sahipliği yapan Bask Bölgesi’nde gördüğümüz popülerliği, Fransa’da Bretonya bölgesinde göreceğiz. Yaz turizmi olarak ise on yıllardır aslında âtıl duran Kızıldeniz’in doğu kıyıları yani Suudi Arabistan’ın buradaki sahilleri yakın zamanda yeni yatırımlar sonucunda ve buradaki dönüşümle en çok tercih edilen destinasyonlardan birine dönüşecek.

Çerezler